SİNEMA

Hayvan sevgisi üzerine çekilmiş 7 özel film

Biz Jack Russel’i Maske ve Artist filminden, St. Bernard’ı Beethoven filminden, Ayıyı Yogi’den, Arıyı Maya’dan biliyoruz. Başrolde onları göreceğiniz ve hayvan sevgisi ile dolup taşacağınız 7 film derledik.

Listeye geçmeden önce ufak bir hatırlatma yapmayı borç biliyorum. Hayvan sevgisi günümüzde ince bir çizgide yol alıyor. Öyle ki bir yanda su bile bulamayan hayvanlar varken, bir yanda Yulin Festivali (köpek yeme festivali) gibi tüyler ürperten bir etkinlik dahi yapılabiliyor. Bu nedenle bireysel duyarlılığının yanında, insanlara ulaşmanın en etkili yollarından sinemanın gücü daha fazla kullanılmalı. Hayvan sevgisi üzerine ne kadar çok film izlersek onlarla ilgili gerçeğe o kadar yaklaşabiliriz.

Kuşlar/The Birds (1963)

kuslar

Hayvan sevgisi konu edilir de Yönetmen Hitchcook amcanın yaptığı kuzgunlu, kuşlu filmlerden bahsetmemek olur mu hiç! Başrollerinde Tippi Hedren ve Rod Taylor’ın yer aldığı Amerika yapımı film, bir anlamda doğadaki korkularımızı gün yüzüne çıkarıyor. Gerçekten eğitilerek kamera önüne getirilen kuşlarla çekilen film, o zamanın koşullarında değerlendirdiğimizde oldukça etkileyici.  Hiçbir hayvana zarar verilmeden çekilen bu kült film, kendinden sonra çekilen “doğanın insandan intikam alması” konulu birçok filme de öncülük etmiştir.

Hachiko: Bir köpeğin Hikayesi/The Dog’s Story (1987-2009)

hachiko

1987 Japonya ve 2009 Amerika versiyonları mevcut olan filmde, dünyanın en akıllı köpeklerinden Akita cinsi köpeğin, bir sanat profesörü ile kurduğu muhteşem ilişkiyi göreceksiniz. İzlerken boğazınızın düğümlenmemesi neredeyse olanaksız. Filmin iki versiyonunda da kilit oyuncu müthiş köpek Hachiko. ABD yapımındaki filminde Richard Gere oynuyor ve filmde bol bol sadakat var. Unutmadan şu dipnotu da paylaşayım: Filmde konusu geçen Tokyo metrosunun Shibuya istasyonunda, Hachiko’nun bir heykeli bulunuyor.

Hayvan Dedektifi/Ace Ventura: Pet Detective (1994)

hayvan-dedektifi

Hayvan Dedektifi, Jim Carrey’nin hayvan sevgisi ile büyük paralar kazandığı film olarak tarihe geçer. Yönetmenliğini Tom Shadyac’in yaptığı Amerika yapımı filmde, Jim Carrey kaçırılmış hayvanların peşine düşer. Çalıştığı polis departmanında sevilmemesi,onu hayvanlara daha çok yaklaştırır. Kaçırılan bir yunus, evdeki papağan, kedi, köpek, penguen, rakun, kokarca Spike adlı maymun, daha sonra çekilecek bir çok filmdeki başrolleri paylaşacağı hayvan arkadaşları olur. Listeye eklenmeyen Babamın Penguenleri fikri de belki bu filmden ortaya çıkmıştır, kim bilir!

Küller ve Kar/Ashes and Snow (2005)

kuller-ve-kar

Gregory Colbert isimli fotoğrafçının, eserlerini “Ashes and Snow” adıyla sergilediği bir belgesel film var sırada. Colbert’ın senaryosunu yazıp yönetmenliğini de yaptığı filmde, Laurence Fishburne, Ken Watanabe, Jeanne Moreau ve Enrique Rocha seslendirmen olarak çıkıyor karşımıza. Bu projeye ait bir de web sitesi (gregorycolbert.com) bulunuyor. Extended versiyonu gerçekten güzel. Hazırlığı 10 yıl süren ve fotoğraflarında hiçbir kolay ya da montajın bulunmadığı film, insanlar ve hayvanlar arasındaki inanılmaz bağı bir kez daha gözler önüne seriyor.

Maymunlar Cehennemi Başlangıç/Rise Of The Planet Of The Apes (2011)

maymunlar-cehennemi-baslangic

Yönetmen koltuğunda Rupert Wyatt, senaryo ekibindeyse Rick Jaffa ve Amanda Silver yer alıyor. James Franco, Freida Pinto gibi isimlerin başrollerini paylaştığı Amerikan yapımı bilim kurgu filmi, genetik mühendislerinin üzerinde çalışmalar yürüttüğü bir maymunun (Cesar) Will Rodman tarafından kaçırılmasıyla başlar. Cesar’ın aslında iyi niyetle bir insana saldırmasıyla hapse düşmesi ve sonrasında tüm maymunları örgütleyip doğal yaşama dönme çabasıyla devam eder. İlk Maymunlar Cehennemi’ndeki maymundan korkma tabularını yıkan filmle, bu sevimli hayvanlara beslenen sempati tavan yapıyor diyebiliriz.

Beyaz Tanrı/White God (2014)

beyaz-tanri

Karşınızda insanoğlunun en sadık arkadaşı olarak nitelendirilen canlının başrolü kaptığı, içinde hayvan sevgisi olmayanların bile içini sızlatacak bir başyapıt! Bunun sebebi, setle uyum sağlayan ve gerçek bir oyunculukla izleyiciyi hayrete düşüren Hagen adlı köpek. Macaristan’daki melez köpeklerle ilgili yasanın sahiplerini zorlaması yüzünden bir anda sokaklar melez köpeklerle dolar. Hagen de bu talihsiz köpeklerdendir ancak sahibi 13 yaşındaki Lili, onu bulmak için macera dolu bir arayışa girişir.  Yönetmenliğini Kornel Mundruczo’nun yaptığı Cannes ödüllü filmin başrollerindeyse Zsofia Psotta ve Sandor Zsoter var.

İnsanları Seyreden Güvercin/
A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence (2014)

insanlari-seyreden-guvercin

Son olarak hayvan sevgisi ile doğrudan ilgisi olmasa da yer vermek istediğim bir sanat filmi var sırada. Yaşamlarını değiştirmeden, yaşadığının kıymetini bilmeden, para, güç gibi sebeplerle gününü geçiren ve bu yüzden mutsuz olduklarını sanan insanlar için artık bir “güvercinimiz” var. Tabii bu yalnızca bir metafor. Eğer film boyunca hayatınızdaki mutsuzluklara bir son vermek için harekete geçmezseniz, bilin ki bu güvercin sizi izlemeye devam edecek… İsveç sinemasının ünlü yönetmeni Roy Andersson’un kadrajından izlediğimiz  filmde Holgar Andersson ve Nils Westblom başrolde. Tam bir festival filmi tadındaki bu yapıt, izlenmesi gereken filmler listenizde mutlaka olmalı.

Yorum yapılmamış

Yorum yaz

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Önceki liste

Sıcaktan bunalanlara Kilyos plajları listesi

Sonraki liste

Edebiyatın mirası, yarım kalmış Kafka romanları

Alain Delon

Alain Delon

Türkiye asıllı, jön görünümlü, halkın adamı olarak, çiftçiyle, esnafla konuşur. Halkın içinden çıkmayan, zincir halkası gibi, toplumun bir üyesi. Yazma ve konuşma biliyor. Çarpım tablosunda 9'lara kadar halen ezbere saymaya çalışıyor.