KİTAP

Sevim Burak hakkında az bilinen 7 ilginç gerçek

60’lı yılların Türk edebiyatında “Yanık Saraylar” adlı öykü kitabıyla yılın edebiyat olayını yaratan Sevim Burak, kendi edebiyat dilini oluşturan bir yazar olarak ilginç özelliklere sahip. Yazarın pek bilinmeyen 7 ilginç özelliği…

Ortaokul mezunu olması

Metinlerinde onlarca edebiyatçının, düşünürün izlerine rastladığımız Sevim Burak’ın yalnızca ortaokula kadar okumuş olması şaşırtıcı değil mi? Bu yönünü kendisi şöyle anlatıyor: “1931’de, İstanbul’da doğdum. 21 yaşıma kadar Kuzguncuk’un tepesindeki evimizde babaannem ve büyükbabamla geçirdim. Bu yüzden çocukluğumla büyüklüğüm arasında büyük fark yok gibidir. Aile çevremizde, çocuktan çok yaşlı komşular, yaşlı akrabalar bulunduğu için, onların arasında, yaşlı bir insan gibi yetiştim. İlkokulu Kuzguncuk’ta, ortaokulu Tünel’deki Alman Lisesi’nde bitirdim. Öğrenimim bu kadardır.”

1

Defilelere çıkarak mankenlik yapması

Annesini 17 yaşında kaybettikten sonra 18 yaşında ilk evliliğini yapan Sevim Burak, 1950’de Olgunlaşma Enstitüsü’nde mankenliğe başlar. Hatta Amerikan Büyükelçisi’nin öncülüğünde düzenlenen kültür etkinlikleri kapsamında, Amerika’da mankenlik yaparak defilelerde boy gösterir. Oradan döndükten sonra da kendi moda evi ve atölyesini açar.

Terziliği bırakıp yazmaya başlaması

Yazarlığı ve mankenliği dışında zamanında terzilik de yapan Sevim Burak’ın, bu mesleğin ardından edebiyata gönül koyduğu bilinir.

2

Evliyken Peyami Safa’yla aşk yaşaması

Orhan Borar ile evliyken roman yazarı Peyami Safa ile yaşadığı aşk, onun öykü dünyasının şekillenmesine de neden olur. Bu nedenlidir mi bilinmez, yazdığı bazı öykülerde yarattığı kahramanlar da yasak aşklar yaşar.

Ödül alamayınca 17 yıl yazmaması

Kapalı ve sıra dışı üslubu yüzünden tartışılan ilk kitabı “Yanık Saraylar”, Sait Faik Ödülü’ne aday olur ancak ödülü kazanamaz. Kitabının aforoz edildiğini düşünen Burak, bu olayın ardından kendi kabuğuna çekilerek tam 17 yıl boyunca edebiyat piyasasında görülmez. Tabii bu kadar yıl yazmadan oturmaz; “Ford Mach 1” adlı kitap üzerine çalışır.

4

Yazdıklarını çengelli iğnelerle perdelere asması

Kendi kurgu tekniğini, yazdığı anlatı parçalarını perdelere asarak, daha sonra onların sıralarını değiştirerek geliştiren yazar, kâğıt ve kalem dışında çengelli iğne de kullanır. Bu da ister istemez terzilik yaptığı günleri akla getirir. Bu nedenlidir ki çengelli iğne denince edebiyatta akla Sevim Burak gelir.

Türkçeyi Fransızca gibi yazmaya çalışması

Öykülerinde yer yer görülen Fransızca fonetikle Türkçe yazı yazma özelliği, annesinin bozuk ve aksanlı Türkçe’sinden yansıyan etkilerden biridir. O cümlelerden biri: “ichde bou alea guerdanlek lakin benim itchin bou mineli altoun enfiye koutousou katcha?” (Afrika Dansı adlı kitabından). Onun bu özelliği, anadili yerine Fransızca yazan Beckett’e olan hayranlığından ötürü de kaynaklanıyor olabilir.

6

Yorum yapılmamış

Yorum yaz

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Önceki liste

ilk randevu için 4 hayat kurtaran kombin önerisi

Sonraki liste

Küçük Prens kitabından hayata dair 10 alıntı

Leopold Bloom

Leopold Bloom