KİTAP

Edebiyatın mirası, yarım kalmış Kafka romanları

Çoğu eseri ölümünden sonra yayımlanan ve hayattayken 7 kitap yazan Franz Kafka, ayrıca 3 tamamlanmamış roman, birçok mektup ve günlük bırakmış geride. Biz de bu mirasın peşine düşüp yarım kalmış Kafka romanları listesini hazırladık. 

“Bir kitap başımıza inen bir darbe gibi bizi sarsalamıyorsa neden zahmet edip okuyalım ki?” 

Yaşamı boyunca hayattan korkmuş, hayatı yitirilmiş bir savaş olarak gören “yalnız” insan; Franz Kafka… Onun hayatını baştan kaybedilmiş bir yaşam olarak adlandırmak yanlış olmaz sanırım. Dünya edebiyatına damgasını vuran bu ünlü yazarın ölümünden sonra yayımlanan eserlerini Prag’daki üniversite yıllarından beri yakın arkadaşı olan Max Brod’a borçluyuz aslında. Kafka, tüm günlüklerini yazılarını yarı da kalan kitaplarını ölümünden sonra yakması için arkadaşına vermiş. Max Brod ise bu isteği yerine getirmeyip eserleri bizlerle buluşturmuş. Peki Kafka yazılarının neden yakılması istemişti de kendisi yakmamıştı? Herhalde cevabı da bu yarım kalan eserler gibi bir muamma olacak…

Ve kitaplar…

Dava (Der Prozess)kafka-dava

Kafka’nın ölümünden sonra 1925 yılında Max Brod tarafından yayımlanan ilk kitabı, Dava. Romanda, Joseph K. adlı memur bir sabah neden ve ne zaman işlediğini bilmediği bir suç yüzünden tutuklanır. Bu suçun kimler tarafından, ne zaman, hangi sebeple açıldığına, dava sürecinin nasıl devam edeceğine Josef K. mantıklı bir cevap aramaya başlar. Tuhaf bir biçimde çevresindeki insanlarında bu davadan haberdar olduğunu öğrenen K. direnci tükendiğinde ve bir hiç olduğunu düşünmeye başladığı anlarda, çaresiz bir şekilde davada çekeceği cezayı beklemeye başlar. Kafka’nın kitapta anlatmak istediği ise aslında gerçek bir davanın olmayışı, K.’nın yaşam ve hayat tarafından zaten tutuklanmış fakat bundan haberdar olmayan insanlardan biri oluşudur. 

 

Şato (Das Schloss)kafka-sato

Kafka’nın yazıp ortada bıraktığı bir başka eser, Şato adlı romanı. Yine kadim dostu Max Brod tarafından yayıma hazırlanarak, yazarın ölümünden iki yıl sonra yani 1926 yılında Almanca olarak basılmıştır. Kitap, dava romanıyla ilişkilendirilebileceği gibi tek başına da incelemeye değer bir eserdir. Şato’da gizemli Bay K. yine karşımızda! Kafka bu eserin yazımında önce “ben” öznesini kullanarak hikâyeye başlar ancak kitabın yarılarında öykü K.’nın anlatımıyla devam eder. Romanda, yakındaki bir şatodan faaliyetlerini yürüten gizemli bir bürokrasi, K.’yı köylerine kadastrocu olarak çağırır ve K.’ya farklı görevler vererek hayatını allak bullak etmeye başlar. Köyde kendisine bir yer edinmeye çalışan Bay K. kimi zaman sisteme karşı durması, kimi zamanda sistemin içinde yer alma hevesiyle birlikte sisteme duyduğu öfke arasında, kaosa sürüklenerek otoritenin oluşturduğu labirentte çaresizlik içerisinde bir yol aramaya başlar.

 

Amerika (Der Verschollene)kafka-amerika

Hayattayken pek çok öyküsü yayınlanan Kafka romanları içinde en önemli eserlerinden biri Amerika. Yine ölümünün ardından yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlanan roman, aynı zamanda Kafka’nın 1912’de yazmaya başladığı ve Kayıp adını verdiği ilk yapıtıdır. Max Brod ise, kitabı 1927 yılında Amerika adıyla yayımlamıştır. Romanın diğer adının Kayıp olması da bize “Acaba bir ironi mi var?” dedirtiyor. Romanda, 16 yaşındaki Karl Rossmann ailesi tarafından ABD’ye gönderilir. Amerika’da zengin olan amcasının yanında yaşamaya başlar. Kısa bir süre sonra amcasının izni olmadan yaptığı bir işten dolayı reddedilir. İlk önce zenginlik, rahatlık ve kendince özgürlükle tanışan Rossmann, bir anda kendini Amerika’nın batısında bir yaşam mücadelesi içinde bulur.

 

Edebiyatın mirası, yarım kalmış Kafka romanları

Yorum yapılmamış

Yorum yaz

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Önceki liste

Hayvan sevgisi üzerine çekilmiş 7 özel film

Sonraki liste

İçinizdeki çocuğa göz kırpacak 9 animasyon filmi

Büşra Avcılar

Büşra Avcılar

Kendimi bazı cümlelerle tanımlayarak bir kalıp oluşturduğumda, aslında çoğu insanın da bu şekilde olduğunu düşündüğüm için sadece “insanım” demek bana egosuz geliyor. Ayrıca insanların yalın halinden çok, egosuz halini severim...