SİNEMA

Yılmaz Güney’i Yeşilçam’dan ayıran 4 kült film

Türkiye sinemasının Çirkin Kral’ı Yılmaz Güney, kendisiyle aynı dönem üretilmiş filmlere bakınca apayrı bir yerde duruyor şüphesiz. “Peki onu Yeşilçam klasiklerinden ayıran özellikleri ve ürettikleri neler?” dedik ve 4 kült film seçip Güney’in sinema dünyasına daldık.

Yılmaz Güney yaşadığımız topraklar üzerinde çarpık düzeni, adaletsizlikleri ele alan insanca yaşamak için sanatçılık  görevini aşkla yapan bir adam. Tıpkı Promethus gibi…  Prometheus, tanrısal düzene kafa tutup, insanoğluna ateşi (yaratıcılığı, bilimi, uygarlığı) vererek, tanrıların düzenini bozmayı başarmıştır. Cezası tanrılar tarafından zincirlere vurulup, her gün karaciğerini yiyen kartallar olmasına rağmen… Yılmaz Güney ise Isparta cezaevinden kaçıp Fransa’ya yerleştiğinde, tüm dünyanın tanıyacağı bir kahramandır artık.

Yılmaz Güney, Yeşilçam filmlerinin aksine, gözümüzün önünde olanları tarafsız bir bakış açısıyla verirken abartılı bir Türkçe ya da sonunu tahmin edeceğimiz klişe kurguları çoğunlukla kullanmaz. Filmlerindeki hayatlar üzerine düşünme kısmını seyirciye bırakır. Yılmaz Güney, ne Yeşilçam sektörüne teslim oldu ne de halka tepeden baktı diyebiliriz. Gelin, kendi dönemindeki Yeşilçam sektörü içinde neden bu denli değerli bir sanatçı olduğunu aşağıdaki 4 kült film ile birlikte hatırlayalım.

Sıra dışı jön Çirkin Kral 

cirkin-kral

Senaryosunu Bülent Oran’ın yazdığı yönetmenliğini Yılmaz Atadeniz’in yaptığı 1966 yapımı Çirkin Kral filminde, Yılmaz Güney’in karşısında Ayhan Işık, Göksel Arsoy, Ediz Hun var. Hepsi de yakışıklı salon erkeği. Yılmaz Güney ise mazlumun yanında, fedakar, ezilenlerin kahramanı olarak dişleri arasına aldığı çiçekle ortaya çıkar. Sahip olduklarını feda edebilecek bu adamı halk çok sever ve Yeşilçam’ın karşısına, halk alternatif olarak iradesini koyar. 1964’de 10, 1965’de 21, 1966’da 13 filmde oynayarak, her filmine altı-sekiz milyon arası seyircinin gelmesiyle ödüllendirilir. Papatya falında halk onu hep sever o dönemlerde.  Çünkü şimdiki gibi toplumsal bölünme bu kadar kombinasyonlu değildir.

Gişeden öte, paradan ziyade… 

endise

1974 yapımı Endişe filminin yönetmen koltuğunda Yılmaz Güney ve  Şerif Gören oturuyor. Yılmaz Güney, 1971 yılında yazıp yönettiği üzerine tehditler aldığı bu filmde oyuncu olarak da yer alıyor. Makineleşmenin başladığı dönemlerde kırsal kesimde yaşayan ağa tarafından sömürülen köylülerin yaşadığı sıkıntıları konu alan film yüzünden tehdit edilir Güney. Amacı Topraksız Kürt köylülerin yaşadıkları çiledir. Yılmaz Güney’in bu filmden sonra hapse girmesi ama Züğürt Ağa’nın bu sonu yaşamaması, filmi gerçekçi kılan en güzel örnek olsa gerek. Diğer yandaysa o dönem en çok karşılaştırıldığı aktör Cüneyt Arkın’ın Orhun Elmas’ın yönettiği Adını Anmayacağım filmiyle gündemdedir. Şimdiyse dünya Cüneyt Arkın’ı Dünyayı Kurtaran Adam olarak tanıyor.

Yılocuların izinden gidebilmek

yol-kult-film-yılmaz-guney

Yılmaz Güney ve Şerif Gören’in yönettiği 1981 yapımı Yol, 1980 döneminde toplumda yaratılan travma üzerine bir film. Ayrıca 1982 yılında Türkiye’ye ilk Altın Palmiye getiren yapıt. Hikayede, beş mahkumun  cezaevinden verilen izinle köylerine dönerken yolda yaşadığı zorlukları anlatır. Tarık Akan, Şerif Sezer, Halil Ergün gibi isimlerin baş rollerini paylaştığı bu kült film, dönemin toplum baskısını ayna gibi yansıtır. Eleştirmenlerin “tamamlanmamış” yorumlarını bir kenara bırakıp, Yılmaz Güney’in kalemini kendi dönemi içinde ve hapishaneden yazdığını hatırlayarak değerlendirmek gerekiyor. Ayrıca Yeşilçam’ın da artık o dönemde tükenmeye yüz tuttuğu gerçeği var. Tabii bu dönem başka bir akıma da gebe: Yılocular ve Cılocular…. Bir tarafta kendi yolunu çizen Yılmaz Güney, diğer yanda Yeşilçam’ın kahraman olarak ortaya çıkardığı Cüneyt Arkın…

Şimdilerde çocuklar duvarların dışında kırbaç şaklatıyor

duvar-kult-film

Yılmaz Güney’in 1983’te yaptığı son filmi Duvar, hikayesi ve  Tuncel Kurtiz’in unutulmaz oyunculuğuyla Türkiye sinemasının en özel ve kült film listesinde. Filmde, 1976’da Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’ndeki çocuklar koğuşunda çıkan ve tüm cezaevine yayılan bir isyan (Yılmaz Güney’in de tanıklık ettiği) anlatılır. Hapishanenin tüm ağır ve pis işlerinin üzerine yıkıldığı çocuklar, dördüncü koğuşa terk edilmişlerdir. Bu durumun tek gerekçesiyse hırsız ve katil olmalarıdır. Oysa Yeşilçam’da çocuklar saflıkları, toz pembe dünyaları, yaptıkları muziplikler ele alınır ancak. Öyle ki Fıstık’ı kırbaçlamak isteyen şişko Nuri’ye diş bileyerek büyümüş bir neslin, Duvar’ın arkasındaki bu çocuklardan çoğunlukla haberi olmaz…

 

Yılmaz Güney’i Yeşilçam’dan ayıran 4 kült film

Yorum yapılmamış

Yorum yaz

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Önceki liste

İstanbul'daki en güzel açık havuzlar

Sonraki liste

4 organik ev yapımı dondurma tarifi

Alain Delon

Alain Delon

Türkiye asıllı, jön görünümlü, halkın adamı olarak, çiftçiyle, esnafla konuşur. Halkın içinden çıkmayan, zincir halkası gibi, toplumun bir üyesi. Yazma ve konuşma biliyor. Çarpım tablosunda 9'lara kadar halen ezbere saymaya çalışıyor.